<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet KIRTOK &#187; Kişisel</title>
	<atom:link href="http://www.kirtok.com/tr/category/blog/kisisel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kirtok.com/tr</link>
	<description>New York'ta bir Türk Girişimci</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Oct 2009 17:36:45 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Davut Demokratik Açılımı Anlamamış</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/davut-demokratik-acilimi-anlamamis/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/davut-demokratik-acilimi-anlamamis/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 07:07:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=987</guid>
		<description><![CDATA[New York&#8217;ta en sevdiğim mevsim, kışın habercisi ve yeryüzünde gördüğüm bütün renkleri bana cömertçe sunan sonbahar.  
Mevsimler değişiyor.  Bu sene ne yaz mevsimini ne de sonbaharı yaşamak bize kısmet olmadı buralarda.
Yağmur, fırtına ve karanlıkla dolu bir yazın içimde bıraktığı koyu rengi henüz üstümden atamadan, en sevdiğim, heyecanla beklediğim sonbaharı unuttu New York ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>New York&#8217;ta en sevdiğim mevsim, kışın habercisi ve yeryüzünde gördüğüm bütün renkleri bana cömertçe sunan sonbahar.  </p>
<p>Mevsimler değişiyor.  Bu sene ne yaz mevsimini ne de sonbaharı yaşamak bize kısmet olmadı buralarda.</p>
<p>Yağmur, fırtına ve karanlıkla dolu bir yazın içimde bıraktığı koyu rengi henüz üstümden atamadan, en sevdiğim, heyecanla beklediğim sonbaharı unuttu New York ve kış mevsimine direk geçiş yaptı.</p>
<p>Benim ilham perilerim nedense hep karanlık ve hırçın havalarda gelir.  Zifiri karanlıkta kalmadan aydınlığın değeri bilinmez belki de, kim bilir&#8230;</p>
<p>Bu aralar daha çok yazıyorum ancak kimseyle paylaşmıyorum.  Sevgili babamın gençlik yıllarında uykusuz onca geceden sonra, yüzlerce deftere sığan yazılarının zalim bir Adana selinde, mütevazi giriş katı evlerinin bodrumunda bir varil içinde nasıl bir hamur yumağına dönüştüğünü bana anlatması geldi aklıma.</p>
<p>Yazmak bazen çok zevkli benim için, bazen çok zor, bazense çok sancılı.  Yazmak bazen aşk gibi, bazense özgürlük, ama ne sıklıkla olursa olsun yazmak sonunda mutluluk olan bir yolculuk.</p>
<p>Bazen hikayelerin sonu mutsuz da bitse paylaşılması ve okunabilmesi bile mutlu etmeye yeter yazarını.</p>
<p>İçimden geldiği zamanlar iş hayatı dışında yazılar yazmaya, bazen de sandıktan eskileri çıkartıp sizlerle paylaşmaya karar verdim.  Lafı fazla uzatmadan bugün başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmaya başlıyorum.</p>
<p>Olay <strong>20 Ekim 2009</strong>&#8216;da New York&#8217;ta geçiyor.  Yazıda adı geçen sevdiğim bir arkadaşım Davut.  Belki ondan izinsiz yazıldığı için adı tarafımdan değiştirilmiş olabilir, belki de bir roman karakteri misali hayal ürünü birisi olabilir bizim Davut&#8230;</p>
<p>Bitirmem gereken işler nedeniyle bütün geceyi bilgisayar başında geçirmiştim.  Sabah saat dokuz civarı uyku bir anda bastırdı ve diğerlerine nispeten işe daha geç giden son komşularımı Manhattan&#8217;a götürecek Metro North treninin düdüğünün sesi ile irkildim.  Günün ya da gecenin, hatta sabahın son kahvesini hazırlamak üzere mutfağa doğru ilerledim.  Bu son kahvenin beni en az bir saat daha ayakta tutacağına emindim.</p>
<p>Acil halletmem gereken işlerimi 10.30 gibi bitirdikten sonra dört saat otuz dakika uyumak için saatimi öğleden sonra üçe kurdum ve yatağa doğru ilerledim.  Bugün New York güneşli ve ılık bir güne uyandı.  Sabaha kadar çalışmanın verdiği sarhoşluğa yakın bir beden ve ruh hali ile tamamen kapalı olan jaluzileri hafif aralayıp, kaloriferi de biraz kısmayı düşünürken, direk olarak yatakta buldum kendimi.</p>
<p>Saat tam 11&#8242;i 2 dakika geçe telefonum deli gibi çalmaya başladı.  Bundan dört yıl önce tam iki yıl ara verdiğim spora bir arkadaşımın gazı ile yeniden başlayıp, saatlerce spor salonunda çalıştıktan sonra otoparktaki arabama gitmek için dışarı çıktığımda beynimin yürümek için komut vermeye çalıştığı sırada, ayaklarım ve vücudumun buna isyan edip, bu komutu bir türlü yerine getirmedikleri gün ile aynı durumdaydım.  Böyle durumlarda genelde telefonumu açmam, ancak ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum yataktan kalktım ve sesini kısmadığım için içimden küfür ettiğim telefonuma doğru ilerledim.</p>
<p>Davut beni sabah sabah hiç aramadı bugüne kadar, acaba birşey mi oldu diye içimden geçirerek telefona cevap verdim.  Ses tonundan moralinin çok kötü olduğunu anladığım Davut, kısa bir hal hatır sorma merasiminden sonra canım çok sıkkın abi, vaktin var mı, görüşelim mi dedi.  Ben de kendisine bir buçuk saat içinde Manhattan&#8217;da olabileceğimi söyledim ve telefonu kapatıp hemen hazırlanmaya başladım.</p>
<p>Davut, Anadolu&#8217;da büyük şehirlerden birinde öğretmen bir anne babanın iki oğlundan birisi.  Bulunduğu şehirde Anadolu Lisesi&#8217;nde başarılı bir eğitim hayatı sonrası İstanbul&#8217;a, Türkiye&#8217;nin en iyi üniversitelerinden birine okumaya gelmiş.  Daha sonra master yapmak için geldiği ABD&#8217;de kalmış, burada mesleğinde çok başarılı, tam anlamı ile örnek insan.</p>
<p>Manhattan&#8217;a inerken aklımda onlarca senaryo kurdum.  En muhtemel olanı neredeyse her ay bir arkadaşımın ya da tanıdığımın başına gelen işini kaybetme durumu idi.  Ekonomik kriz nedeni ile burada yaşayan birçok Türk arkadaşım aynı Amerikalılar ve diğer milletlerden gelen insanlar gibi işlerini birer birer kaybediyorlar.  Yol boyunca Davut&#8217;un eğitimi, iş tecrübesi ve neler yapabileceğini düşündüm.  Hatta aklımda hemen tavsiye edebileceğimiz tanıdık firmalar ve yöneticilerin isimlerini listelemeye başladım.</p>
<p>Davut&#8217;la bundan dört sene önce çok sevdiğim bir Türk arkadaşım aracılığı ile tanıştık.  Her ne kadar çok samimi olmasak da sevdiğim, takdir ettiğim, doğru ve dürüst bir delikanlı kendisi.  Böyle zeki ve çalışkan birisi bile işini kaybediyorsa ne olacak bu ekonominin hali diye düşüncelere dalmışım ki Manhattan&#8217;a ulaşmıştım bile. </p>
<p>Telefonda sözleştiğimiz gibi Columbus Circle&#8217;un yanında, Central Park&#8217;ın hemen başlangıcı olan bölgede bir kahvehanede buluştuk Davut ile.  Davut&#8217;un gözleri günlerce ağlamaktan şişmiş ve hafif morarmış, uykusuzluktan kızarmış bir halde geldi ilk bakışta.</p>
<p>Abi istersen kahvelerimizi alalım ve parkta biraz yürüyelim dedi, ben tabi ki diyerek kahve siparişlerini vermek üzere kasaya yöneldim.  Davut&#8217;a dönüp, ne içersin diye sorduğumda çaresizlik ve hüzün dolu gözlerle bana bakarak farketmez abi dedi.</p>
<p>Davut benden bir yaş küçük, ama bana hep abi der.  Her ne kadar birkaç kez kendisine ısrarla bana Ahmet demesini söylediysem de ikna edemedim.  Artık ısrar etmiyorum, bana Ahmet Abi demeye devam ediyor.</p>
<p>Kahvelerimizi aldıktan sonra Trump&#8217;ın şaşalı binasının önünden yolun karşısına geçtik ve Central Park&#8217;ın içine girip kuzeye doğru yürümeye başladık.</p>
<p>Konuya tam olarak nereden gireceğimi bilemeden, Davut, bak kardeşim, derdin neyse anlat, varsa bir çaresi birlikte bulalım dedim.  O da bana işte bu nedenle seninle buluşmak istedim, çok büyük bir derdim var abicim dedi.</p>
<p>İşini kaybetmiş birinden çok daha berbat bir ruh halindeydi Davut, buna emindim.  Gittikçe daha da telaşlanıyordum ki Davut söze devam etti.</p>
<p>Bu sabah çalıştığım firmaya uğradım ve yıllık iznimi istedim, sanırım bir daha dönmem Ahmet Abi, başka bir yola çıkmak istiyorum dedi.  İşle ilgili bir sorun olduğunu anlamıştım.  Tam bu konuda Davut&#8217;u anlatmaya yöneltecek ucu açık bir soru sormuşken, ben orada yokmuş gibi Davut konuşmaya devam etti.</p>
<p>Abi, bugün kardeşini birisi öldürse ve hayatını, şerefini, kanını vereceğin ülkenin adalet sistemi kardeşinin katilini aynı gün yargılayıp serbest bıraksa ve öz kardeşinin katili elini kolunu sallayarak sokağa çıksa ne yaparsın dedi Davut.</p>
<p>Tam anlamı ile başımdan kaynar sular döküldü, ben yirmi dört saati aşkın süredir uykusuz kalmanın verdiği ruhsal ve bedensel yorgunlukla normalden hayli yavaş çalışan beynimde ne olduğunu anlamaya çalışırken Davut söze devam etti.</p>
<p>Bugünün tarihini biliyor musun dedi Davut.  Gayri ihtiyari elim cebimdeki telefonuma giderken Davut bana 20 Ekim 2009 abi dedi ve üstüne vurarak tekrar 20 Ekim dedi.  Mustafa Kemal 20 Ekim 1927&#8242;de, her ne kadar artık genç olmasam da, tam bugün, tam 82 yıl önce, aradan 82 yıl geçtikten sonra okuyup, anlamını tam olarak içimde hissettiğim Gençliğe Hitabeyi yazmış bizlere dedi.  Ben hayatımın ilk 30 yılını yaşanmamış görüyorum artık, 20 Ekim 2009 benim yeni doğum günüm dedi.</p>
<p>Ortada yaşından çok daha büyük çocuklar için üretilmiş bir yapbozun binlerce parçasını halının üstüne sermiş ve ne yapacağını bilmeden bu parçalara bakan, şaşkın, karışık duygular içinde bir çocuğun hissettiklerini hissederken buldum kendimi.</p>
<p>Davutcum, korkutma beni, lütfen ne oldu baştan anlat dedim.  Türk gazetelerini okuyabildin mi abi bugün dedi Davut.  Ben de ona sadece bir gazetenin internet sitesindeki başlıklara çok hızlı baktığımı ancak bitirmem gereken projeler nedeniyle okumaya vaktim olmadığını söyledim.  Davut da bana 34 PKK&#8217;lının Türkiye&#8217;ye büyük bir törenle dönüş yaptığını, sınırda kurulan derme çatma bir mahkemede aynı gün yargılanıp serbest bırakıldıklarını söyledi.</p>
<p>Hafta sonu Delaware&#8217;de idim.  Döner dönmez işlerle uğraşmaktan arada üç dört günlük bir kopukluk olmuştu ve gelişmelerin hiçbirinden haberim yoktu.</p>
<p>Halının üstünde yapbozun parçalarını birleştirmeye çalışan bir çocuğun duygularını taşıdığım ruh halim Davut&#8217;un söylediği bu cümleler ile yerini fırtınalara bıraktı.  Davut bana, bir kardeşi olduğunu bir zamanlar söylemişti, ya da başka bir arkadaştan duymuştum.  Tam hatırlamıyorum, ancak hatırladığım birşey, hatta hayat boyu gözlerimin önünden gitmeyecek birşey var ki, o da, Davut&#8217;un abisinin 2000 yılında, vatani görevini yaparken bir çatışma sırasında PKK&#8217;lı teröristler tarafından adice, hunharca katledildiğini bana söylerken gözlerinden gelen yaşlar.</p>
<p>Beynimden vurulmuşa dönmüş bir halde kendimi toparlamaya çalışarak ve çevredeki bakışlara aldırış etmeden Davut&#8217;a sarıldım.  Bir babanın, çaresizce ağlayan bebeğini teselli ederken sarılması gibi ona sımsıkı sarıldım.</p>
<p>Davut başını kaldırdı, gözyaşlarını sildi ve bundan sonra ağlamak yok dedi.  Hakan abim ağladığımı görse bana çok kızardı, hatta kendisi beni izliyor ve şimdi çok üzülüyordur dedi.</p>
<p>Bana haberini Davut&#8217;tan aldığım, Türkiye&#8217;ye getirilen PKK&#8217;lıların karşılama töreninin ayrıntılarını anlattı ve nasıl bir bayram havası olduğunu, kırmızı plakalı arabaların törende olduğunu söyledi.</p>
<p>Davut isyan etmek istiyordu besbelli.  Belki bu isyan o kadar büyüktü ki vatanına karşı bile isyan etmek istiyor olabilirdi.  Ama Anadolu&#8217;da bir şehirde büyümenin verdiği naivlik mi dersiniz, ailesinden aldığı ahlak ve kültürün getirdiği efendilik mi bilinmez, birşeyler Davut&#8217;u tam olarak isyan etmesine izin vermiyordu.</p>
<p>Şimdi Mustafa Kemal&#8217;in Gençliğe Hitabesinde aslında bizlere söylemek istediklerini bugüne kadar neden anlamadığımı anlıyorsun değil mi abi dedi.</p>
<p>Uzun uzun konuşup Davut&#8217;u teskin ettikten sonra peki Davut ne yapmayı düşünüyorsun dedim.  Senin için çözüm ne olmalı, nasıl olmalı?</p>
<p>Dağdaki bütün teröristleri affediceklermiş, Hakan abimle birlikte binlerce şehidimizin kanı yerde kalacakmış, o boşalan dağa çıkmak dışında başka bir alternatif kalmıyor benim için dedi.  Belki o anki kızgınlık, belki çaresizlik, belki de umutsuzluktu Davut&#8217;a bunları söyleten.  Her ne kadar kendimi onun yerine koymaya çalışsam da onun kadar öfke dolmam imkansızdı, onu anlamaya çalışıyordum.</p>
<p>Bak Davut dedim, Vermont&#8217;ta çok sevdiğim bir arkadaşımın göl kıyısında bir dağ evi var.  Gel sen şehirden bir süre uzaklaş.  İlla dağa çıkmak istiyorsan ev senindir, git kafanı dinle, sakinleş ve düşün, yolunu çiz dedim.  Belki de senin için bu dönüm noktası yepyeni bir sayfa demek.  Şu anda belki Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin gelecekteki bir başbakanı ile konuşuyorum dedim.</p>
<p>Gençliğe Hitabe&#8217;yi tekrar okumasını tavsiye ettim.  Düşmanların içten de dıştan da olsa bugünkü şartlarda dağa çıkarak, vatanına isyan ederek, karşındakiler kanunları tanımasa da onlara kanunsuzlukla hareket ederek birşey kazanamayacağını anlattım.  Ben de çok iyi biliyordum ki Davut&#8217;un ağzından çıkan sözler, üzüntü, öfke ve yıkım ile söylenmiş, aslında istese de yapamayacağı şeyler için sarfedilmiş çaresizlik belirtileri idi.  Benim sözlerim ise onu yatıştırmaya çalışmak için öfkemi içimde tutmaya çalışarak söylenmiş sözlerdi.</p>
<p>Davut birkaç saat konuşmamız üzerine sakinleşmişti.  Sanki hafif bir kalp krizi geçirmiş hastanın krizden hemen sonra derin nefes almaya başladığındaki huzur ve rahatlık ifadesi vardı suratında.  Vermont&#8217;daki dağ evine gidip kafasını dinleme fikrine çok sıcak baktı, çok sevindim.</p>
<p>Peki abi dedi Davut, sana ciddi bir soru sorabilir miyim?  Sor tabi Davut dedim&#8230;</p>
<p>Benim canımdan çok sevdiğim Hakan Abimin canını gözünü kırpmadan feda ettiği bu vatanımızın başında, bu ülkeyi yöneten başbakanımız, bugün televizyonlarda demokratik açılımı anlamayanlara hakarete varan çok ağır sözler sarfetti, bu beni kahretti, ben hala bu demokratik açılım nedir anlamadım abi, bende mi bir sorun var.  Allah aşkına sen anladın mı bu açılımı? dedi Davut.</p>
<p>Bu soru üzerine anlamamışlıkla, anlayıp da anlamamak arasında kalan fikirlerimle Davut&#8217;u daha da yormak istemedim.  </p>
<p>Belki de bu kadar önemli bir konuda bile gitgide daha çok vurdumduymazlığa giden diğer insanlardan hiçbir farkım kalmadığını kendime itiraf etmekten kortkum, utandım.</p>
<p><strong>Davut bu demokratik açılım ne demek anlamamış.</strong></p>
<p>Davut&#8217;la ayrıldıktan sonra bugün çok düşündüm, çok kafa yordum.  Kendi adıma iki ihtimalde karar kıldım.  Ya ben de Davut gibi bu demokratik açılım ne, gerçekten hiçbirşey anlamadım, ya da ihtimal dahi olan bazı senaryoları anlamamak ve bana dokunmayan yılan bin yaşasın demek çok daha kolay ve tatlı geldiği için anlamamazlıktan geldim.</p>
<p>20 Ekim 2009, gece saat 11 oldu, zaten uykusuz ve yoğun geçen bir günün ardından evde bilgisayar başına oturdum.  Bu satırları kaleme alırken internette canlı yayın yapan bir Türk televizyon kanalının websitesine girdim.  Abdullah Öcalan için İmralı&#8217;da yapılan yeni tesisler için beş milyon dolar harcandığı, yanına getirilecek yedi mahkumun yola çıktığı ve artık terörist başının disiplin cezası almadan önce bir hakimin İmralı&#8217;ya gidip kendilerinin ifadesine başvurmadan disiplin cezası verilemeyeceği haberleri ard arda televizyondaydı.</p>
<p>Bundan üç dört sene önce bugün yaşadıklarımı, bugün yaşadıklarımızı yaşasam kanter içinde uyanılacak bir kabus, bir rüya der geçerdim belki.</p>
<p>Bugün 20 Ekim 2009, bu yaşananların hepsi gerçek, şu an Hudson Nehri&#8217;ne karşı, Davut&#8217;u, konuştuklarımızı, bugünü, onun çaresizliğini, kendi çaresizliğimi düşünerek gece 11&#8242;de bu satırları yazıyorum.  </p>
<p>Büyük önderimiz Mustafa Kemal&#8217;in tam 82 yıl önce bugün, belki de bu saatlerde kaleme aldığı Gençliğe Hitabeyi tekrar okumak üzere sizlerden izin istiyorum.  Hatta bu satırları okuyanlar arasında, Davut gibi, benim gibi, bugün demokratik açılım adı altında olanları anlayamayan aciz ve kendini çaresiz hissedenleriniz varsa, sizlerle de bu güzel yazıyı tekrar paylaşmak istiyorum. Lütfen birkaç dakikanızı ayırıp tekrar okuyun.</p>
<p><strong>GENÇLİĞE HİTABE</strong></p>
<p>Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti&#8217;ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.</p>
<p>Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet&#8217;i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.</p>
<p>Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!</p>
<p>Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK<br />
20 Ekim 1927 (Tam 82 yıl önce bugün)</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=987&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/davut-demokratik-acilimi-anlamamis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye Ziyareti Ardından</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/turkiye-ziyareti-ardindan/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/turkiye-ziyareti-ardindan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 16:48:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=970</guid>
		<description><![CDATA[New York&#8217;a döneli 24 saati geçti ve ancak bugün tam olarak kendime gelebildim. Türkiye&#8217;ye gelmeyeli neredeyse bir yıl olmuştu ve bu sefer de 3 haftalık tatilim çok hızlı geçti ve bitti. 2010&#8242;da Türkiye&#8217;ye daha sık gelme kararını verdim.  Yılda bir gelişler çok zor oluyor.
Ne zamandır kirtok.com&#8217;a vakit ayıramıyorum.  Her hafta kesin birşeyler yazmalıyım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>New York&#8217;a döneli 24 saati geçti ve ancak bugün tam olarak kendime gelebildim. Türkiye&#8217;ye gelmeyeli neredeyse bir yıl olmuştu ve bu sefer de 3 haftalık tatilim çok hızlı geçti ve bitti. 2010&#8242;da Türkiye&#8217;ye daha sık gelme kararını verdim.  Yılda bir gelişler çok zor oluyor.</p>
<p>Ne zamandır kirtok.com&#8217;a vakit ayıramıyorum.  Her hafta kesin birşeyler yazmalıyım diyorum ve yoğunluktan, koşuşturmadan hep erteliyorum.  Türkiye&#8217;de görüştüğüm bazı arkadaşların çok pozitif yorumları beni teşvik etti ve elimden geldiğince daha çok bloguma vakit ayırmaya karar verdim.</p>
<p>Uzun yıllardır gitmediğim Mersin&#8217;e gidiş ile başladı tatilim.  Çocukluğumda yazlarımın geçtiği Mersin&#8217;i çok özlemişim.  Bir haftaya yakın bir süre doya doya tadını çıkarttım Mersin&#8217;in.  Birkaç gün de Adana&#8217;da akraba ziyaretleri ile geçirdikten sonra tatilimin son 10 günün geçirmek üzere İstanbul&#8217;a geçtim.  Bayram ziyaretleri ve bir gecelik Bursa ziyareti derken ancak son birkaç gün çok sevdiğim arkadaşlarıma vakit ayırma fırsatı buldum.</p>
<p>Gerek arkadaşlarımla konuşmalarımda, gerek çevremizdeki aile dostlarından duyduklarıma göre işsizlik geçen seneye göre çok daha büyük bir sorun haline gelmiş.  Ayrıca krizi bahane eden birçok şirket çalışma şartlarını ağırlaştırıp maaşlarda kısıntıya gitmiş.  Aynı sorunları Amerika&#8217;da da yaşıyoruz birkaç senedir.  Ancak arada çok büyük bir fark gözlemledim, o da Amerika&#8217;da işsizliğin sürekli gündemde olması ve tartışılması, Türkiye&#8217;de ise gündemde bambaşka konuların olması idi.</p>
<p>Gündüzleri ne zaman televizyonu açsam kanallarda evlenme programları vardı.  Reyting almasalar yayınlanmazlar diye düşündüm.  Akşam haberlerinde istisnasız saatlerce bir cinayet konuşuluyordu ve aylardır aynı cinayetin konuşulduğunu söyledi arkadaşlarım.  Şaşırdım&#8230;</p>
<p>Sanayici ve üretimle uğraşan bazı dost ve akrabalarımla konuşma fırsatım oldu.  Sanayinin gururu, çok sevdiğim şehirlerden biri olan Bursa&#8217;yı ziyaretimde çok acı bir tablo ile karşılaştım.  Yıllarca tekstil sektöründe hizmet vermiş amcam bana Bursa&#8217;da tekstilin tamamen bittiğini üzülerek ve örnekler vererek açıkladı.  Denizli&#8217;nin en büyük fabrikalarının tek tek üretime son verdiğini öğrendim.  Giderek ithalata dayalı bir ekonomiye dönüşen ülkemiz ekonomisinde bu gidişattan çok insanların bunu kabullenmiş olması beni çok üzdü.</p>
<p>Duyarsızlık ve vurdumduymazlık bir toplumu önce etik ve ekonomik çöküşe daha sonra da kaosa sürükler.  Ne yazıkki her Türkiye&#8217;ye gelişimde daha çok duyarsızlık daha çok vurdumduymazlık görüyorum ve üzülüyorum.</p>
<p>Amerika&#8217;da sistem mükemmel mi? Tabi ki hayır.  Amacım burada iki ülkeyi karşılaştırmak değil.  Her Türkiye dönüşü beni derin üzüntü ve düşüncelere iten bu gidişatı benim gözümle sizlere anlatmak.</p>
<p>Bu gelişimde yoğunluktan istesem de bir kirtok.com toplantısı düzenleyemedim.  Bana ulaşan bazı arkadaşlarla birebir görüşmeler yapabildim.  Bir sonraki gelişime söz önceden planlayıp biraraya geleceğiz.</p>
<p>Değerli hocam <a href="http://ugurozmen.com/blog/">Uğur Özmen</a>&#8216;le buluşmamızda hem internet sektöründeki sorunlara hem de genel olarak Türkiye&#8217;deki sorunlara değindik.  Kısa da olsa çok verimli fikir alışverişi yaptık.  Pozitif ve ülkem için geleceğe dair umutlarla biten görüşmemizin hemen ardında toplantı yaptığımız otelin önünde, Balmumcu kaşvağında trafikte çıkan iki farklı kavgaya birebir şahit olmamız birçok umudu içimden aldı götürdü.</p>
<p>Biz bu kadar tahammülsüz bir toplum mu olduk? Bize neler oluyor dedim ve o gece gözüme uyku girmedi.  Neredeyse bir sene önce Türkiye&#8217;ye gelişimde yazdığım <a href="http://www.kirtok.com/tr/pozitif-olun-gulumseyin/">Pozitif olun ve Gülümseyin</a> yazım geldi aklıma.  Keşke daha çok pozitif olsak ve gülümsesek, keşke hoşgörülü ve birbirimize tahammüllü olsak&#8230;</p>
<p>Çok karamsar oldu bu yazdıklarım, biliyorum.  Ama içimi dökmem gerekiyordu ve döktüm.  Bir sonraki Türkiye&#8217;ye gelişlerimde daha pozitif bir tablo ile karşılaşma dileği ile yazımı bitiyorum.  Gelmeden önce konuştuğumuz ancak Türkiye&#8217;de iken görüşemediğimiz bütün arkadaşlar lütfen kusura bakmasın.  Bir sonraki sefere daha planlı ve programlı geleceğim ve hepinize vakit ayıracağım.</p>
<p>New York&#8217;tan Türkiye&#8217;ye sevgiler&#8230;</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=970&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/turkiye-ziyareti-ardindan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>New York&#8217;ta İlk Video Blog Deneyimi</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/new-yorkta-ilk-video-blog-deneyimi/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/new-yorkta-ilk-video-blog-deneyimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 18:37:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Brooklyn Köprüsü Video]]></category>
		<category><![CDATA[Manhattan Köprüsü Video]]></category>
		<category><![CDATA[Manhattan Video]]></category>
		<category><![CDATA[New York DUMBO Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=959</guid>
		<description><![CDATA[Herkese merhabalar
2009 yılına merhaba derken birçok hedeflerim ve projelerim vardı.  2009 yılı beklediğimden daha hızlı ve hareketli başladı benim için.  Özellikle son birkaç aydır yoğunluğumdan Kirtok.com&#8217;a hiç vakit ayırma fırsatım olmadı.
Yoğun bir çalışma temposunda, tamamen uykusuz geçen bir gecenin ardından dün önemli bir toplantı için sevgili dostum Erdal Bezaroğlu ve kardeşim Volkan Kırtok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhabalar</p>
<p>2009 yılına <a href="http://www.kirtok.com/tr/hosgeldin-2009/">merhaba derken</a> birçok hedeflerim ve projelerim vardı.  2009 yılı beklediğimden daha hızlı ve hareketli başladı benim için.  Özellikle son birkaç aydır yoğunluğumdan Kirtok.com&#8217;a hiç vakit ayırma fırsatım olmadı.</p>
<p>Yoğun bir çalışma temposunda, tamamen uykusuz geçen bir gecenin ardından dün önemli bir toplantı için sevgili dostum Erdal Bezaroğlu ve kardeşim Volkan Kırtok ile birlikte Brooklyn&#8217;de DUMBO bölgesinde idik.</p>
<p>Toplantı çıkışı New York&#8217;ta ilk ofisimin olduğu ve iş hayatıma başladığım DUMBO&#8217;da vakit geçirme fırsatımız oldu.  Bizim için eski günleri yad etmemizi sağlayan, nostalji dolu bir gündü dün.</p>
<p>Tamamen plansız programsız, uykusuz bir gecenin ardından gözlerimin altı mosmor bir şekilde, video kameramız da yanımızda olunca aylardır yapmayı düşündüğüm video blog olayına başlayalım dedik.</p>
<p>New York DUMBO&#8217;dan sevgiler.</p>
<div align="center">
<object width="600" height="450"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5307200&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5307200&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="600" height="450"></embed></object></div>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=959&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/new-yorkta-ilk-video-blog-deneyimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekonomik Krizi E-ticaret ile Avantaja Çevirin</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/ekonomik-krizi-e-ticaret-ile-avantaja-cevirin/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/ekonomik-krizi-e-ticaret-ile-avantaja-cevirin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2009 23:30:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaret Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[Eticaret ve Ekonomik Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[niş eticaret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=891</guid>
		<description><![CDATA[Kasım 2008&#8242;de Türkiye seyahatimde internet, girişimcilik ve iş hayatından birçok değerli insan ile tanışma fırsatı buldum.  Bu isimlerden birisi de Akademi Dergisi Genel Yayın Editörü Muhammet Furkan Gümüş idi.
Kendisinin ricası üzerine New York&#8217;a dönüşümde Akademi Dergisi Bahar 2009 Girişimcilik Özel Sayısı için bir yazı hazırlamıştım.  Bu ay Akademi Dergisi&#8217;nde yayınlanan bu yazımı sizlerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kasım 2008&#8242;de Türkiye seyahatimde internet, girişimcilik ve iş hayatından birçok değerli insan ile tanışma fırsatı buldum.  Bu isimlerden birisi de Akademi Dergisi Genel Yayın Editörü Muhammet Furkan Gümüş idi.</p>
<p>Kendisinin ricası üzerine New York&#8217;a dönüşümde Akademi Dergisi Bahar 2009 <a href="http://www.kirtok.com/tr/tag/girisimcilik/">Girişimcilik</a> Özel Sayısı için bir yazı hazırlamıştım.  Bu ay Akademi Dergisi&#8217;nde yayınlanan bu yazımı sizlerle de paylaşmak istedim.</p>
<p><a title="View Ahmet Kirtok - Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi on Scribd" href="http://www.scribd.com/doc/14156713/Ahmet-Kirtok-Akademi-Dergisi-ETicaret-Makalesi" style="margin: 12px auto 6px auto; font-family: Helvetica,Arial,Sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 14px; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none; display: block; text-decoration: underline;">Ahmet Kirtok &#8211; Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi</a> <object codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,0,0" id="doc_667541594936051" name="doc_667541594936051" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" align="middle"	height="500" width="100%" rel="media:document" resource="http://d.scribd.com/ScribdViewer.swf?document_id=14156713&#038;access_key=key-24lolv96w10n0ftqjzxe&#038;page=1&#038;version=1&#038;viewMode=" xmlns:media="http://search.yahoo.com/searchmonkey/media/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/terms/" ><param name="movie"	value="http://d.scribd.com/ScribdViewer.swf?document_id=14156713&#038;access_key=key-24lolv96w10n0ftqjzxe&#038;page=1&#038;version=1&#038;viewMode="><param name="quality" value="high"><param name="play" value="true"><param name="loop" value="true"><param name="scale" value="showall"><param name="wmode" value="opaque"><param name="devicefont" value="false"><param name="bgcolor" value="#ffffff"><param name="menu" value="true"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="allowScriptAccess" value="always"><param name="salign" value=""><embed src="http://d.scribd.com/ScribdViewer.swf?document_id=14156713&#038;access_key=key-24lolv96w10n0ftqjzxe&#038;page=1&#038;version=1&#038;viewMode=" quality="high" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" play="true" loop="true" scale="showall" wmode="opaque" devicefont="false" bgcolor="#ffffff" name="doc_667541594936051_object" menu="true" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" salign="" type="application/x-shockwave-flash" align="middle"  height="500" width="100%"></embed><span rel="media:thumbnail" href="http://i.scribd.com/public/images/uploaded/19568693/cmw2tX2GdKMJVRg_thumbnail.jpeg"> 						<span property="media:title">Ahmet Kirtok &#8211; Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi</span><span property="dc:type" content="Text"> 			</object></p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=891&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/ekonomik-krizi-e-ticaret-ile-avantaja-cevirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Blogger&#8217;a Kız Yok</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/bloggera-kiz-yok/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/bloggera-kiz-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 09:09:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Blog Camiası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Blogger Camiası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Bloggerlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[Türk blogger camiasında sıcaklık gittikçe artıyormuş ve kaynama noktasına birkaç derece kalmış şeklinde duyumlar geldi kulağıma.
Ben vakit ayırıp olay(lar)ın ayrıntılarını öğrenemedim, o nedenle yorum yapmak bana düşmez.   Ama bu vesile ile hem benim nasıl bu blog işlerine girdiğimi sizlerle paylaşmak hem de &#8220;Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger !!!&#8221; kampanyasını başlatmak istedim.
Ben Blogger Olmadan Önce
Ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk blogger camiasında sıcaklık gittikçe artıyormuş ve kaynama noktasına birkaç derece kalmış şeklinde duyumlar geldi kulağıma.</p>
<p>Ben vakit ayırıp olay(lar)ın ayrıntılarını öğrenemedim, o nedenle yorum yapmak bana düşmez.   Ama bu vesile ile hem benim nasıl bu blog işlerine girdiğimi sizlerle paylaşmak hem de <strong>&#8220;Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger !!!&#8221;</strong> kampanyasını başlatmak istedim.</p>
<h2>Ben Blogger Olmadan Önce</h2>
<p>Ben yazmayı oldum olası severim.  Sayısını hatırlamadığım kadar kitap ve makale yazmış bir baba ile hep kitap okurken uykuya dalan bir annenin ortanca çocuğu, ve 5 ferdinin 4&#8242;ü gözlüklü (ben dahil) olan bir çekirdek ailenin kıvırcığıyım <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İlkokul ve ortaokulda müzikti aşkım, hep şarkılar yazdım.  Lisede yatılı okul bana günlük tutmayı öğretti.  Kışın donduran soğuğunda, bir yorgan iki battaniye yatağımın içinde, soğuktan uykumun kaçtığı her gece mumumu yakıp günlük yazdım.</p>
<p>Lise 1&#8242;de feci aşık olmuştum.  Yazdım da yazdım.  Hatunu tavladım, yazmaya devam ettim.  Günlük kabardıkça kabardı. </p>
<p>Ne RSS takipçileri vardı, ne günlük ziyaretçi sayıları.  Benim bildiğim, birkaç kez bazı sayfalarını okuttuğum bir sevgilim, bir de bavulumu toplarken bulduğunda ne olduğunu anlamaya çalışırken karıştıran annem iki okuyucusu.</p>
<p>İki okuyuculuk bir günlüğe bunca vakit ayırmak deililik di mi?  Hayır bu beni en çok rahatlatan ŞEY idi.  Ne idi? Şey idi.  Yazmak benim için tarifi zor, kelimeye dökmesi imkansız bir <strong>şey</strong>di.</p>
<p>Tası tarağı topladım, Amerika&#8217;ya geldim.  Baktım ne evde bilgisayar var ne de okulda, ben yine kalem kağıda sarıldım. Bu sefer mektuplar yazdım.  Amerika&#8217;daki o bahçeli evlerin yol kenarında duran posta kutuları vardır ya, hergün okuldan eve dönüşte, servisten inip posta kutusuna kadar yürüdüğüm 20-30 adımlık mesafe bana bir maraton uzunluğunda geldi.  Bazen yazdığım mektubun 1 ayda Türkiye&#8217;ye ulaşması, 1 ayda da cevabının gelmesini beklemenin heyecanını yeni nesile nasıl tarif edebilirim ki? Edemem. Yeni nesil, mektup, zarf, kalem, kağıt kavramları ile hiç tanışmadı. Bizim bazen aylarca süren bir mektuba cevap için bekleme süresi şimdi Gmail&#8217;da inbox&#8217;a tıklayıp birkaç saniye bekleyip, bazen de o birkaç saniye beklemeye sinirlenen bir hal aldı.</p>
<p>İşte ne olduysa herşey 1996 yılı sonlarına doğru oldu.  Bizim <a href="http://www.shenet.org/high/high.htm">lise</a> yönetimi kütüphaneye ortak kullanım için internete bağlı 3 bilgisayar tahsis etmeye karar verdi.  O zaman kadar kağıt kalem ve arkadaşlarımın evinden yollanan emaillar, yerini bir anda istediğim an email atabileceğim ve anında aileme herşeyi anlatabileceğim bir ortama dönüşüverdi.</p>
<h2>Dünyada Blog&#8217;u İlk Ben Keşfettim <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </h2>
<p>Hergün email atabilme hevesim, lise yönetiminin kütüphanedeki bilgisayarları hergün kişi başı azami yarım saat kullanma sınırı koyması, email ulaşımının yasak olduğu, surf yapmanın sadece araştırma için serbest olduğu bir duyuru asması ile henüz yeşermeden öldü gitti.</p>
<p>İnternet çağına bir şekilde girmiştik ama tam da istediğim internet çağı bu değildi.  Sabahları servisten iner inmez kütüphaneye gidip ismimi öğle arası için yazdırarak başlayan bir rutine dönüştü günlerim ve her öğle arası yapabildiğim kadar surf yaptığım keşif günlerim.</p>
<p>1996 yılı kasım ya da aralık ayında, <a href="http://geocities.yahoo.com/">Geocities</a>&#8216;de ilk site denemelerimi yaparken farkında olmadan BLOG denen şeyi keşfettim.</p>
<p>Aklıma süper bir fikir geldi.</p>
<p>Kütüphanede email ulaşımı yasak idi.  Email atmak için arkadaşlarıma gitmem gerekiyordu, ve çok şanslı isem bu ancak haftada bir oluyordu.  Babam da ofisinde bu emailı print edip eve götürüp bizimkilere okuyordu.  Ben ise dahice bir fikir bulmuştum.  Tabi o zaman adının blog olduğunu bilmiyordum.</p>
<p>Geocities&#8217;te sadece ailemin okuyabileceği bir site yaptım.  O hafta babama emailımda sitenin URL&#8217;sini verdim ve hergün bu siteyi kontrol etmesini söyledim.  Ben günlük mektup yazar gibi yazdıklarımı bu siteye ekleyecektim.  Babam benden daha önce bilgisayarla tanışmış birisi olarak olayı anında çaktı ve süper fikir oğlum, sen yaz, biz hergün okuruz diyerek beni yüreklendirdi.</p>
<p>Ben tek sayfalık bu siteme çok sıradan <a href="http://beyn.org/kategori/hayatimin-arsivi/">günlük olayları anlatır gibi</a> günlük/blog yazmaya başladım.  Hergün yazımı en üste ekliyordum, baktım sayfa aşağı doğru uzadıkça uzuyor, olacak gibi değil.  Sonra her gün ayrı bir sayfa açtım ve o günü ayrı bir sayfaya yazmaya başladım.  Ana sayfaya da sadece o günün tarihini yazıyor ve doğru sayfaya link veriyordum.  Bir yandan html öğreniyor, sayfayı resimlerle vs süslemeye başlıyordum.</p>
<p>Hatta, tamam tamam, madem kişisel blogum bu, itiraf edeyim, bir dönem sayfa açılışına müzik bile koymuşluğum olmuştu <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sadece ailem ile günlerimi paylaşmak için açtığım, daha sonra akrabalar arasında da takibe başlanan benim Geocities sitem o zamanlar farkında olmadan ilk blog icadım olmuştu.  Sonra ne oldu, neden kapattım o siteyi hatırlamıyorum.  Ancak bugün <a href="http://archive.org">archive</a>&#8216;da eski sitelerimi (hatırladığım kadarı ile) aratmaya çalıştım ve en eski 1999 tarihine dayanan ayak izlerini bulabildim.</p>
<p>Herneyse, ilk blog kavramı ile karşılaştığım zaman ya ben bunu yıllar önce bulmuştum zaten demiştim ama sanırım elin oğlu benden önce davranmış bu konuda.  İlk blogger olmasam da blog işi benim çok işime yaramıştı zamanında.  Sağolsun, varolsun&#8230;</p>
<h2>Bloglardan Çok Para Kazandım</h2>
<p>2002 yılına kadar arada internet ile ilgili çok farklı dallara atlamamdan dolayı blog konusuna çok geri dönmedim.  Ancak blog yazmak lazımdı, bunu biliyordum.  2002 yılından itibaren sayısı yüzleri geçen çok farklı konuda ve sektörde, genelde ticari bloglarım oldu.</p>
<p>Tam rakam vermek çok zor ancak direk ve endirek olarak bloglardan çok ama çok para kazandım.</p>
<p>Bunu özellikle belirtmemin sebebi de, özellikle Türk Blogger camiasında sıkça duyduğum bloglardan para kazanmanın bir şehir efsanesi gibi anlatılması.</p>
<p>Özellikle ticari bloglarda direk olarak milyonlarca dolar kazanan yüzlerce blog var. Birçoğu Techcrunch gibi göz önünde olan bloglar değil, kendi nişlerinde uzmanlaşmış ticari bloglar.</p>
<p>Ticari bloglarımın hiçbirinde, sektörel bloglarımın ise neredeyse hiçbirinde yazarken adımı kullanmadım.  Kişisel blog ile ticari blogu karıştırmamak gerektiğini düşündüm, hala da düşünüyorum.  Türkçe blog yazarlarının birçoğunun para kazanamama sebebini blog kavramını kişisel blogdan ibaret algılıyor olmaları.  Henüz Türkiye&#8217;de blogger ve blogging kavramları yeni, bu nedenle zamanla taşların yerine daha iyi oturacağını düşünüyorum.  Blog konusuna ticari yaklaşımda Türkçe kaynak sağlayan Mert Erkal&#8217;ın <a href="http://www.profesyonelblogcu.com/">Profesyonel Blogcu</a> adlı blogunu bu konuya ilgi duyanlara tavsiye ediyorum.  Ben de <a href="http://www.kirtok.com/tr/gunce-blog-yazarak-para-kazanmak/">Blog Yazarak Para Kazanmak</a> diye bir yazı yazmıştım ve bloglardan para kazanma yazılarımın devamını getiriyor olacağım.</p>
<p>Bloglardan çok para kazandım dedim.  Bunu kimse ukalalık olarak algılamasın, genç blogger arkadaşları teşvik edecek yaşanmış bir örnek olarak algılansın diye belirtiyorum özellikle.  Yoksa ben blog yazarken endirek yollardan paradan çok daha değerli şeyler kazandım.</p>
<p>Bloglarım sayesinde farklı sektörlerde çok ciddi networklerim oldu.  Gittiğim konferanslarda blogumun adını söylemem bir anda karşımda yeni tanıştığım kişi için prestij sahibi olduğumu gösterdi.  Sayısını bile hatırlamadığım danışmanlık teklifini sektörel bloglarım sayesinde aldım, birçok güzel projeler bunlardan çıktı.  Birçok joint venture proje bu bloglarda beni okuyan okuyucularım tarafından teklif edildi ve gerçekleştirdik.  Şu anda bile kirtok.com&#8217;u yazmaya başladığımdan itibaren, sektörden çok değerli Türklerle tanıştım.  Bloglarımın bana getirdiği bütün endirek faydaları anlatmaya kalksam bir kitap olur eminim.</p>
<h2>Türk Blogger Camiası</h2>
<p>Türk blogger camiası henüz çok yeni.  Arada nispeten eski blogger&#8217;lar var elbette ama bence emekleme çağında bir camia.  Belki herşeyden önce biraz daha <a href="http://www.kirtok.com/tr/pozitif-olun-gulumseyin/">pozitif olup, gülümseyerek</a> güne başlamaya ihtiyacımız var, belki de biraz daha hoşgörüye.</p>
<p>Bir avuç blogger var şu camiada ve birbirimizi acımasızca eleştirmeye lüksümüz yok.  Evet efendim, yok.  Bu benim kişisel blogum istediğimi yaparım kardeşim diyebilirsiniz, ama uzun vadede bu camianın dışardan bakılınca (özellikle iş hayatından) pozitif mi negatif mi bir imajı olacağı hepimizin elinde ve bu fırsatı hep beraber yakalayabiliriz.</p>
<p>Gelin hep beraber bu camiaya sahip çıkalım, birbirimizi yüceltelim, yüceltmesek de eleştirmeden önce bir kez daha düşünelim.</p>
<p>Vakit sorunumdan dolayı çok fazla Türkçe blog takip edemiyorum, ancak hergün yeni ve çok kaliteli bloglarla karşılaşıyorum.  Tecrübe ve yaş olarak bizlerden üstün, sektörlerinde üstad lakabı almış değerli bloggerlardan tutun da henüz üniversite öğrencisi iken bir tutku ile blog yazmaya başlamış pırıl pırıl insanlar, dolu dolu bloglar.</p>
<p>Bloggerların para kazanması kadar doğal birşey yok.  Lütfen bunu direk kalemini satmak olarak algılamayalım.  Bizler gazeteci değiliz.  Her konuda olduğu gibi tabi ki herkesin kişisel etik sınırları olmalı ancak bir Türk blogger para kazandığı zaman hep beraber mutlu olalım ve destek olalım.  Bu ancak uzun vadede bütün Türk Blog camiasının işine yarar.</p>
<p>Birçok alanda taraf olmaya mecbur bırakıldığımız güzel ülkemizde gelin bu çok yeni doğan blog sektöründe taraf olmayalım, illa ki taraf olacaksak birbirimizin tarafını tutalım ve bloggerlar olarak birbirimizi destekleyelim.  Tekrar belirtiyorum, destek olmasak bile köstek olmayalım.</p>
<h2>&#8220;Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger&#8221; Kampanyası</h2>
<p>Sektör gelişip, taşlar yerine oturduğu zaman Ahmet demişti diyeceksiniz.  Nasıl Türkiye&#8217;de babalar anneler kız istemeye gittiğinde &#8220;Gururla Söylüyozur, Oğlumuz Doktor, Avukat, Mühendis&#8230; vs&#8221; tarzı cümleler kurarak konuya girerler, birgün kız istemelerde &#8220;Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger&#8221; ile başlayan cümleler duyalım diyorum.  İşin esprisi bir yana (lütfen bayan bloggerlar alınmasın, bir espri idi) bu sektörü beraber büyütüp, hatta blogger kelimesini bir meslek haline getirebilmek ve o pozitif imajı yaratmak şu anda sadece ve sadece biz Türk Blogger&#8217;larının elinde.</p>
<p>Gençlerin geleceği hepimizin elinde.  Birkaç sene sonra şimdi lise/üniversite öğrencisi genç blogger arkadaşlarımız aileleri ile kız istemeye gittiklerinde; &#8220;<strong>Blogger’a Kız Yok</strong>&#8221; cevabını mı alsınlar yoksa babaları sohbete başlarken &#8220;<strong>Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger</strong>&#8221; mı desin?</p>
<p>Ya da bayan blogger&#8217;ların aileleri &#8220;<strong>Gururla söylüyoruz, Kızımız Blogger</strong>&#8221; mı desinler? Yoksa kızlarının blogger olduğunu gizlesinler mi?</p>
<p>Yeni nesil bloggerların bütün geleceği BİZLERİN elinde.</p>
<p>(new york, nisan 8, sabah saat 5, bu kadar yazdım, kırmayın beni, kırmayın birbirinizi)</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=875&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/bloggera-kiz-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bana E-Posta Yollamadan Önce Tavsiyeler</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/bana-e-posta-yollamadan-once-tavsiyeler/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/bana-e-posta-yollamadan-once-tavsiyeler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 03:16:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=862</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı iletişim formunu doldurmadan önce okunmasını tavsiye ettiğim bir yazı olarak yazıyorum.  Aşağıdaki tavsiyelerden sonra bu yazıyı neden yazdığımı ayrıntılı şekilde açıklayacağım.  Lütfen iletişim formunu doldurmadan önce en azından aşağıdaki maddelere göz atın.

Mümkünse Yorumlar Bölümünü Tercih Edin:  Eğer sorunuz ya da konu çok özel ve proje/şirket bilgilerini içermiyor ise lütfen ilgili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıyı iletişim formunu doldurmadan önce okunmasını tavsiye ettiğim bir yazı olarak yazıyorum.  Aşağıdaki tavsiyelerden sonra bu yazıyı neden yazdığımı ayrıntılı şekilde açıklayacağım.  Lütfen iletişim formunu doldurmadan önce en azından aşağıdaki maddelere göz atın.</p>
<ol>
<li><strong>Mümkünse Yorumlar Bölümünü Tercih Edin:</strong>  Eğer sorunuz ya da konu çok özel ve proje/şirket bilgilerini içermiyor ise lütfen ilgili konu altında yorumlar bölümüne sorunuzu yazın.  Bu şekilde aynı soruya benzer cevapları e-posta ile defalarca vermekten kurtarın beni.</li>
<li><strong>Lütfen Ücretsiz Danışmanlık Talep Etmeyin:</strong> Net ve kısa birkaç sorudan bahsetmiyorum.  Bazen öyle sorular geliyor ki, günlerimi haftalarımı harcasam, bütün ekibim üstünde çalışsa, profesyonel bir rapor sunsak belki cevabı sizi tatmin etmez.  Kırtok.com benim için bir gelir kaynağı değil, kişisel blog, bu nedenle lütfen sorularınızı buna göre seçin.</li>
<li><strong>Size Geri Dönemezsem Lütfen Bana Küsmeyin:</strong>  Büyük bir aksilik olmadıkça iletişim formundan gelen bütün talepleri okuyorum.  Ancak tahmin edersiniz ki birçok nedenden dolayı hepsine geri dönüş yapamıyorum.  Bazen hemen cevap yazmak istesem de zamanım buna müsait olmuyor.  Bu nedenle bir soru sorduktan 24 saat sonra &#8220;Ben de seni adam sanmıştım, bir soruma cevap vermedin&#8221; tarzı mesajlar atmayın, atma planınız varsa o formu hiç doldurmayın.  Ayrıca mükemmel bir fikriniz, projeniz olabilir ve benim ilgimi çekmeyebilir, size cevap yazamamış olabilirim, lütfen bana küsmeyin.</li>
<li><strong>Beni Ara Bir Fikrim Var:</strong>  Gerçek yaşamda konuşma ve yazma tarzım ne ise bu blogumda da böyle.  Bazen birçok arkadaşım samimiyetimi yanlış anlıyor ve iletişim formunda, süper bir fikrim var, telefonum şu, lütfen beni arayın.  Hatta sizi ortak bile yapabilirim tarzı mesajlar alıyorum.  Bu tarz bir mesaj sadece vakit kaybı iki taraf için de.  Gerçekten süper bir fikriniz var ise bana projeniz ya da prototipi, betası, alphası vs ile gelin.  Ve benden ne istediğinizi net belirtin.</li>
<li><strong>Lütfen Kısa Yazın:</strong> Geçenlerde iletişim formumda Word dökümanı olarak 36 sayfalık bir e-posta aldım.  Benim gerçekten 36 sayfalık bir yazıyı okumaya vaktim yok.  Lütfen isteğinizi net ve kısa bildirin.  Mümkünse birkaç paragrafla sınırlı tutun.  Mecbursanız uzun yazmaya, giriş olarak özet şeklinde bir iki paragraf yazın ve ayrıntıyı sonra anlatın.</li>
<li><strong>Kendinizi Tanıtın:</strong>  Bu sadece iletişim formları için geçerli değil.  Konu ne olursa olsun tanımadığınız birisi ile iletişime geçerken önce kısa da olsa kendinizi tanıtın.  Yaşınız, mesleğiniz vs gibi genel bilgileri benden eksik etmeyin.  Siz beni tanıyorsunuz sonuçta, benim de sizi tanımama izin verin.</li>
<li><strong>İletişim Bilgilerinizi Unutmayın:</strong>  Sadece e-posta eklemek zorunlu ancak konu önemli ise telefon ve gerekli bilgilerinizi de ekleyin.  Bazen çok önemli bulduğum ve e-posta ile cevap yazdıktan sonra kullanılan adresin yanlış olduğunu öğrendiğim hayal kırıklığı yaratan durumlar oldu.  Türkiye&#8217;nin en önemli televizyonu ya da gazetesinden bile ulaşmaya çalışsanız, e-posta adresinize ulaşılamıyorsa ve başka bir kontak bilginiz yoksa emin olun size ulaşmak için çaba harcamayacağım.</li>
</ol>
<p>Henüz öğrencilik yıllarımda önde gelen web sitelerine, başarılı işadamlarına, bazı şirketlere, değerli öğretim üyelerine ve benzeri önemli kişilere farklı yollardan ulaşma denemelerim oldu (e-mail, mektup, randevu talebi, vs).  O zamanlar bana geri dönülmezse ya da çok geç geri dönülürse bunu kişisel algılar, çok üzülürdüm.  Kesin fikrimi beğenmediler, genç bir girişimcinin yorumlarını dinlemeye vakitleri yoktur, çok meşgullerdir kesin gibi bakış açıları ile kendimi teselli ederdim.</p>
<p>Şimdi ise böyle yoğun kişileri çok ama çok iyi anlıyorum.  Çünkü ben de onlardan biriyim.</p>
<p>Sahibi olduğum bloglarımın iletişim formlarından günde ortalama 100 adet e-posta alıyorum.  Ayrıca iş ve özel hayat dolayısı ile aldığım emaillar, konferanslarda dağıtılan kartlardan gelen yazılar, reklamlar, junk mail vs derken altından kalkması zor bir yük altındayım.  Biliyorum bu birçok kişinin sorunu, ancak emin olun benim gibi haftada en az 80 saat çalışan, kendi şirketleri dışında yönetmesi ve danışmanlık yapması gereken işler olan birisi için daha da büyük bir sorun.</p>
<p>Üzülerek söylemek isterim ki iletişim formundan gelen e-postaların 90%&#8217;ı öylesine, düşünmeden yazılmış, ne istediğini bilmeyen yazılar.  Okuduktan sonra bir daha okuyup anlamaya çalıştıklarım dahi oldu.  Yolladığınız soru/yorumu ilk okuyuşumda net bir şekilde anlayamıyorsam eğer size nasıl yardımcı olabilirim?</p>
<p>Bunca yoğunluğuma rağmen iletişim formumu açık bırakıyor ve sizlerin değerli fikirlerini halen merak ediyorum.  Benim okuyucularımdan biri iseniz ve benimle iletişime geçmek istiyorsanız samimiyetimden şüphe etmeyeceğinizi bildiğim için bir nevi sizden yardım istemek amacı ile bu yazıyı yazdım.</p>
<p>Bu yazdığım maddelerin hepsini benim için önemli olan birisine ulaşırken ben şahsen uyguluyorum.  Sizlerin de bana yardımcı olacağınızı biliyorum.  Bu anlattıklarım lütfen değerli fikirlerinizi bana iletmek için bir engel olmasın.  Bunları hem benim hem de sizin işinizi kolaylaştırsın diye yazdım.</p>
<p>Kalın sevgi ile ve beni habersiz bırakmayın&#8230;</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=862&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/bana-e-posta-yollamadan-once-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Faili Meçhul Kıyak Hareketi Tunç Kılınç</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/faili-mechul-kiyak-hareketi-tunc-kilinc/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/faili-mechul-kiyak-hareketi-tunc-kilinc/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 07:39:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Faili Meçhul]]></category>
		<category><![CDATA[Faili Meçhul Kıyak]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir Atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Kılınç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=765</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır okuduğum Fikir Atölyesi adlı bir blog ve blogun yazarı, henüz tanışmamış olsam da kendisini kırk yıllık bir dostum gibi hissettiğim, dolu dolu bir adam Tunç Kılınç. 

Bir yandan ekonomik kriz ve günlük yaşam koşuşturması ile uğraşan, bir yandan eğitim, gelecek gibi dertlerle koşuşturan ve gün geçtikçe daha karamsar, daha umutsuz bir Türk toplumu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır okuduğum <a href="http://www.fikiratolyesi.com/">Fikir Atölyesi</a> adlı bir blog ve blogun yazarı, henüz tanışmamış olsam da kendisini kırk yıllık bir dostum gibi hissettiğim, dolu dolu bir adam <a href="http://www.fikiratolyesi.com/tunc-kilinc/">Tunç Kılınç</a>. </p>
<div style="float:left"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/tunc-kilinc.jpg" alt="Tunç Kılınç" /></div>
<p>Bir yandan ekonomik kriz ve günlük yaşam koşuşturması ile uğraşan, bir yandan eğitim, gelecek gibi dertlerle koşuşturan ve gün geçtikçe daha karamsar, daha umutsuz bir Türk toplumu.  Bu benim gözlemim, kimse yanlış anlamasın, elimden <a href="http://www.kirtok.com/tr/pozitif-olun-gulumseyin/">pozitif olun</a> demek dışında birşey gelmiyor ki.</p>
<p>Birçok duyarlı insan bu gidişata, toplumumuzun üstüne bir kara bulut gibi çöken bu karamsarlığa, duyarsızlığa kızarken, sevgili Tunç Kılınç belki de Don Kişot&#8217;luk yaptı ve mükemmel bir hareket başlattı.  Pay It Forward filmindeki fikre benzer, sadece filmlerde olabileceğini düşündüğümüz bir hareket başlattı, adını da Faili Meçhul Kıyak Hareketi koydu.  Umudumu kaybetmek üzereyken, bizlere ve yeni nesle bir umut verdin, çok yaşa Tunç.</p>
<h2>Faili Meçhul Kıyak Hareketi Nedir?</h2>
<p>Tunç&#8217;un kendi sözleri ile Faili Meçhul Kıyak Hareketi:</p>
<p>“<strong>Faili Meçhul Kıyak</strong>”</p>
<p>Ufak şeylerle insanları mutlu ederek mutlu olmak… Hem de anonim biri olarak!</p>
<p>Tanımadığımız birilerine ufak bir iyilik yapıyoruz ve o kişi bunu kimin yaptığını bilmiyor. Çıkar düşünmeksizin kıyak yapmak ve o kişinin mutlu olmasını sağlamaktan söz ediyorum.</p>
<div style="float:right; margin:5px"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/faili-mechul-kiyak.jpg" alt="Faili Meçhul Kıyak Hareketi" title="Faili Meçhul Kıyak Hareketi" width="319" height="207" class="aligncenter size-full wp-image-770" /></div>
<p>Yapmanız gereken bir iyilik yapıp, tek iz olarak da Faili Meşhur Kıyak Hareketi kartlarından birini bırakmak.  Amaç iyiliği yapanın başka iz bırakmaması. Tunç&#8217;un konu ile ilgili <a href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/faili-mechul-kiyak/">yazısını</a> mutlaka okuyun.</p>
<p>Son yıllarda gerek siyasi anlamda gerekse sosyal anlamda sürekli taraf olmaya alıştırılmış ve kin nefretin günden güne arttığı, insanların birbirine güveninin kalmadığı bir toplumda ne kadar naiv ve basit gibi gözüken ancak kelimenin tam anlamı ile umut tohumları eken bir hareket.</p>
<p>Sevgili Tunç Kılınç, fikrine, aklına, yüreğine sağlık diyorum ve seni gerçekten içten tebrik ediyorum, bana bir umut varmış dedirttiğin için.  Faili Meçhul Kıyak Hareketi&#8217;ne katılan ve bu hareketi duyuran bütün arkadaşlara da teker teker teşekkür ediyorum, sağolun varolun arkadaşlar.</p>
<p>Faili Meçhul Kıyak hareketi henüz çok yeni olmasına rağmen hakettiği ilgiyi medyadan da çok hızlı bir şekilde görmeye başladı.</p>
<div align="center">
<h3>Faili Meçhul Kıyak Hareketi ve Tunç Kılınç Beyaz Show&#8217;da</h3>
</div>
<div align="center"><object width="600" height="460"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3893723&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3893723&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="600" height="460"></embed></object></div>
<p>
<hr />
<div align="center">
<h3>Faili Meçhul Kıyak Hareketi Haber Türk&#8217;te</h3>
<p><script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/aRoJPWm/500x408/0"></script></div>
<p>
<hr />
<p>Daha fazla söze gerek yok arkadaşlar.  Siz de Faili Meçhul Kıyak Hareketine katılın ve hemen bugün faili meçhul bir kıyak yapın.</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=765&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/faili-mechul-kiyak-hareketi-tunc-kilinc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaliforniya Tatili</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/kaliforniya-tatili/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/kaliforniya-tatili/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 08:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Kaliforniya]]></category>
		<category><![CDATA[Kaliforniya Gezisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=727</guid>
		<description><![CDATA[2009 benim için birçok yenilikle başladı, ve ocak ayından itibaren nefes almadan bir çalışma temposuna girdim.  Yeni projeler, yeni heyecanlar derken ne zamandır aklımızda olan tatil planını ertelediğimizi farkettik.  Martın ilk haftası son anda bir planla eşimle 9 günlüğüne Kaliforniya&#8217;ya gitmeye karar verdik.
Expedia&#8216;da geçirilen 3-4 saat sonunda tatil planı yapıldı ve otel+uçak+kiralık araba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2009 benim için birçok yenilikle başladı, ve ocak ayından itibaren nefes almadan bir çalışma temposuna girdim.  Yeni projeler, yeni heyecanlar derken ne zamandır aklımızda olan tatil planını ertelediğimizi farkettik.  Martın ilk haftası son anda bir planla eşimle 9 günlüğüne Kaliforniya&#8217;ya gitmeye karar verdik.</p>
<p><a href="http://www.expedia.com">Expedia</a>&#8216;da geçirilen 3-4 saat sonunda tatil planı yapıldı ve otel+uçak+kiralık araba ayarlandı.  Bu tatilde ilk defa girişimciliğini takdir ettiğim ve blogunu yakından takip ettiğim <a href="http://entrepreneur.virgin.com/">Sir Richard Branson</a>&#8216;ın sahip olduğu <a href="http://www.virginamerica.com">Virgin</a> ile uçtuk ve gerçekten çok ilginç bir tecrübe oldu.  Virgin&#8217;ın seferi olan bir şehre artık kesinlikle başka bir hava yolu ile uçmamaya karar verdim.  Tarifi zor, yaşanması gereken bir tecrübe oldu benim için.</p>
<p>Bana göre Kaliforniya tatilinin en farklı yanı 9 gün boyunca iPhone&#8217;dan günde bir kez emaillarımı kontrol etmek dışında internete girmemem oldu.  Zordu ama başardım.</p>
<p>2009&#8242;da daha fazla tatil ve gezi planlarım var, bakalım ne kadarını gerçekleştireceğim.  Benim gibi yoğun bir tempoda çalışıyorsanız kesinlikle arada nefes almak gerekiyor.</p>
<p>Kaliforniya ve New York iki ayrı ülke gibi.  Daha önce Kaliforniya&#8217;ya iş gezisi olarak gitme şansım olmuştu, ama ilk defa Los Angeles, San Diego, Long Beach, Huntington Beach, Hollywood, Universal Studios, Laguna Beach, Beverly Hills, Santa Monica ve daha birçok şehrini tek tek gezme şansım oldu.  Çok farklı, ve kesinlikle görülmesi gereken yerler.  İnsanlar tatil modunda, yaz kış surf yapıyorlar ve terliklerle geziyorlar.  New York&#8217;un günlük koşuşturmasında başımızı kaldırıp havaya bile bakmadan geçen günlerin ardından Kaliforniya kültürü çok farklı ve dinlendirici geldi.</p>
<p>Bu tatilde Japon turistler gibi yüzlerce fotoğraf çektik, birkaç tanesini de sizlerle paylaşmak istedim.</p>
<div align="center"><strong>Göz yanılması Hollywood (Arkası fotoğraf oluyor)</strong><br />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/hollywood.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/hollywood.jpg" alt="hollywood" title="hollywood" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-733" /></a><br />
<hr />
<strong>Bir değişiklik yapıp Queen Mary adlı tarihi bir gemide konakladık</strong><br />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/qeenmary-1.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/qeenmary-1.jpg" alt="qeenmary-1" title="qeenmary-1" width="500" height="667" class="aligncenter size-full wp-image-736" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/queenmary-2.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/queenmary-2.jpg" alt="queenmary-2" title="queenmary-2" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-737" /></a><br />
<hr />
<strong>Beverly Hills&#8217;te alışveriş</strong><br />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/beverly-hills.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/beverly-hills.jpg" alt="beverly-hills" title="beverly-hills" width="500" height="667" class="aligncenter size-full wp-image-740" /></a><br />
<hr />
<strong>Newport Beach (Evler, tekneler, arabalar ve manzara mükemmel)</strong><br />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08618.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08618.jpg" alt="dsc08618" title="dsc08618" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-741" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08633.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08633.jpg" alt="dsc08633" title="dsc08633" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-742" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08635.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08635.jpg" alt="dsc08635" title="dsc08635" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-743" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08648.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08648.jpg" alt="dsc08648" title="dsc08648" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-744" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08685.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08685.jpg" alt="dsc08685" title="dsc08685" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-745" /></a><br />
<hr />
<strong>Coronado Island (San Diego&#8217;ya gidenler mutlaka gitmeli, çok güzel bir ada)</strong><br />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/sandiego-coronadoisland.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/sandiego-coronadoisland.jpg" alt="sandiego-coronadoisland" title="sandiego-coronadoisland" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-747" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/sandiego-coronadoisland2.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/sandiego-coronadoisland2.jpg" alt="sandiego-coronadoisland2" title="sandiego-coronadoisland2" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-748" /></a><br />
<hr />
<strong>Kaliforniya&#8217;nın Meksika yemekleri Teksas&#8217;ı aratmadı</strong><br />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/sandiego-fajita.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/sandiego-fajita.jpg" alt="sandiego-fajita" title="sandiego-fajita" width="500" height="667" class="aligncenter size-full wp-image-749" /></a><br />
<hr />
<strong>Universal Studios (Çocuklar gibi eğlendik)</strong><br />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-1.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-1.jpg" alt="universal-1" title="universal-1" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-750" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-2.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-2.jpg" alt="universal-2" title="universal-2" width="500" height="667" class="aligncenter size-full wp-image-751" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-3.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-3.jpg" alt="universal-3" title="universal-3" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-752" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-4.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-4.jpg" alt="universal-4" title="universal-4" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-753" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-5.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/universal-5.jpg" alt="universal-5" title="universal-5" width="500" height="661" class="aligncenter size-full wp-image-754" /></a><br />
<hr />
<strong>Hermosa Beach</strong><br />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08606.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08606.jpg" alt="dsc08606" title="dsc08606" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-755" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08340.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08340.jpg" alt="dsc08340" title="dsc08340" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-756" /></a><br />
<hr />
<strong>Queen Mary&#8217;de son gecemiz, şampanyalı kutlama</strong><br />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08697.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08697.jpg" alt="dsc08697" title="dsc08697" width="500" height="667" class="aligncenter size-full wp-image-757" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08704.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08704.jpg" alt="dsc08704" title="dsc08704" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-758" /></a><br />
<hr />
<a href="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08707.jpg"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/03/dsc08707.jpg" alt="dsc08707" title="dsc08707" width="620" height="465" class="aligncenter size-full wp-image-759" /></a>
</div>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=727&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/kaliforniya-tatili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırtok.com 1. Blog Yarışması Kazananlar</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/kirtokcom-1-blog-yarismasi-kazananlar/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/kirtokcom-1-blog-yarismasi-kazananlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 09:42:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Kırtok.com Çekiliş]]></category>
		<category><![CDATA[Kırtok.com Yarışma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=715</guid>
		<description><![CDATA[Kırtok.com 1. Blog Yarışması çekilişini az önce tamamladık.  Daha önce söz verdiğim gibi ustream.tv&#8217;den canlı olarak yayınladım çekilişi.  Yayını kaydettim ve bu linkten izleyebilirsiniz (Çekiliş 10:30 civarında başlıyor, direk 10. dakikaya kadar ileri alabilirsiniz).
Çekilişi canlı yayına katılan 3 arkadaşımız yaptılar.  Uğur Özmen, Serbay Arda Ayzit ve Yavuz Selim Şen&#8216;e teşekkürler.
Hediyeler ve yarışma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kırtok.com 1. Blog Yarışması çekilişini az önce tamamladık.  <a href="http://www.kirtok.com/tr/kirtokcom-blog-yarismasi-flip-minohd-kazanin/">Daha önce söz verdiğim gibi</a> ustream.tv&#8217;den canlı olarak yayınladım çekilişi.  Yayını kaydettim ve <a href="http://www.ustream.tv/recorded/1266272">bu linkten izleyebilirsiniz</a> (Çekiliş 10:30 civarında başlıyor, direk 10. dakikaya kadar ileri alabilirsiniz).</p>
<p>Çekilişi canlı yayına katılan 3 arkadaşımız yaptılar.  <a href="http://ugurozmen.com/blog/">Uğur Özmen</a>, <a href="http://www.theblognote.com/">Serbay Arda Ayzit</a> ve <a href="http://www.cingunlugu.com/author/yavuzselimsen/">Yavuz Selim Şen</a>&#8216;e teşekkürler.</p>
<p>Hediyeler ve yarışma ile ilgili ayrıntıları bilmeyenler için <a href="http://www.kirtok.com/tr/kirtokcom-blog-yarismasi-flip-minohd-kazanin/">linki verelim</a> ve kazananları açıklayalım.</p>
<h2>Kırtok.com 1. Blog Yarışması Çekiliş Sonuçları</h2>
<p>Toplam katılımcı sayısı 37.</p>
<h3>&#8220;The Goal&#8221; adlı kitabı kazanan katılımcı: <a href="http://turkiyevehayatadair.blogspot.com/">Serkan Özçalık</a></h3>
<h3>&#8220;Search Engine Marketing, Inc.&#8221; adlı kitap ve DVD setini kazanan katılımcı: <a href="http://beyn.org/">Barış Ünver</a></h3>
<p>&#8230; ve büyük ödül:</p>
<h3>&#8220;Flip MinoHD Video Kamera&#8221;yı kazanan katılımcı: <a href="http://www.ugurcelenk.com">Uğur Çelenk</a></h3>
<p>Katılan herkese teşekkürler.  Kazananlara tebrikler.</p>
<p>Bu arada bu yarışmaya vesile olan <a href="http://pazarlamacigiremez.blogspot.com/">Burcu Tüzün</a> ve <a href="http://taciyalcin.com/">Taci Yalçın</a>&#8216;a da birer adet &#8220;The Goal&#8221; adlı kitabı hediye olarak yolluyorum. Teşekkürler.</p>
<p>Kazanan arkadaşlarımı lütfen <a href="http://www.kirtok.com/tr/hakkimda/">kontak formundan</a> bana ulaşarak telefon numaralarınızı yollayın, sizinle irtibata geçip hediyelerinizi ulaştıralım.</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=715&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/kirtokcom-1-blog-yarismasi-kazananlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yerel Seçimde Oyumu Hangi Partiye Vereceğim</title>
		<link>http://www.kirtok.com/tr/yerel-secimde-oyumu-hangi-partiye-verecegim/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/yerel-secimde-oyumu-hangi-partiye-verecegim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 05:20:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt Dışı Oy Kullanma Hakkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=707</guid>
		<description><![CDATA[Yerel seçimlerde oyumu hangi partiye vereceğime dair başlık düzenli takipçilerimi eminim baya şaşırtmıştır.  Hatta bazı gözlerin hızlı bir şekilde giriş bölümünü atlayıp aşağıya doğru indiğini ve bir parti adı aradığını görür gibiyim.  Nedeni benim blogumda siyaset olmaması.
Hayatımın üçte birine yakınını yurt dışında geçirdiğim için şu ana kadar sadece bir genel seçimde oy verme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yerel seçimlerde oyumu hangi partiye vereceğime dair başlık düzenli takipçilerimi eminim baya şaşırtmıştır.  Hatta bazı gözlerin hızlı bir şekilde giriş bölümünü atlayıp aşağıya doğru indiğini ve bir parti adı aradığını görür gibiyim.  Nedeni benim blogumda siyaset olmaması.</p>
<p>Hayatımın üçte birine yakınını yurt dışında geçirdiğim için şu ana kadar sadece bir genel seçimde oy verme fırsatım oldu, o da üniversite ertesi ilk oy kullanışım idi. Bana göre kutsal bir vatandaşlık görevi olan oy kullanma hakkımı diğer seçimlerde kullanamamam gerçekten üzücü.</p>
<p>Amerika&#8217;da yaşayan bizden yaşça büyük Türklerden öğrendiğimiz kadarı ile hangi partiden olursa olsun buraya seçim arifelerinde gelen siyasi büyüklerimiz her seferinde yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının oy kullanma hakları konusunda yoğun bir çalışma içinde olduklarını ve bu yasayı mutlaka geçireceklerini söylemişler ve bütün suçu daima kendilerinden önceki hükümetlere atmışlar.  Ne yazıkki, yıl 2009 ve bizlerin hala oy kullanma hakkı yok.</p>
<p>Günümüzde Avrupa&#8217;da çok ciddi bir oy potansiyeline ulaşmış, ABD&#8217;de ise nüfusu hızla artan ve kendi vatanındaki hükümetler tarafından daima ikinci plana itilmiş ama herşeye rağmen bir arada olmaya çalışan bir Türk toplumu var (ya da sizlerin değimi ile Gurbetçiler).</p>
<p>Aranızdan bazıları tamam genel seçimlerde oy hakkınız ancak yerel seçimlerde neden oy hakkı istiyorsunuz diye sorabilirler.  Ben Türk pasaportu taşıyan ve yurt dışında yaşayan bir Türk vatandaşı olarak İstanbul&#8217;da bir ev aldığımda herhangi bir Türk vatandaşı gibi vergisini ödüyorsam, İstanbul&#8217;da bir şirket kurduğumda bana hiçbir ayrıcalık tanınmıyorsa ve yurtdışında yaşayan birçok Türk vatandaşı gibi kazandığımı ülkeme nasıl yatırırım diye düşünerek yaşıyorsam İstanbul&#8217;da oy kullanmak hakkım olmalı diyorum.</p>
<p>Postahane var, noter var, internet var, hadi hepsini geçelim Amerika&#8217;nın dört bir köşesinde masrafları ve maaşı devletim tarafından ödenen konsolosluklar ve çalışanları var.  </p>
<p>Değerli siyasi büyüklerimize sesleniyorum.  Biz yurt dışında yaşayan Türkler&#8217;in kutsal vatandaşlık hakkı olan oy kullanma hakkını neden bizlere çok görüyorsunuz?</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=707&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/yerel-secimde-oyumu-hangi-partiye-verecegim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
